Uzun zamandır tartışılan ve fitili Avustralya’nın ateşlediği sosyal medya kullanımında yaş sınırlaması; bugün İspanya, Britanya, Fransa gibi ülkelerin de harekete geçmesiyle Avrupa’ya da hızla yayılıyor.
Peki, bu yasaklamalar neden geliyor?
Aslında gençleri sosyal medyadan uzak tutmak istemenin pek çok sebebi var. Uyku bozukluğu, dikkat eksikliği, depresyon, sosyal medya üzerinden gençlere yapılan istismarlar ve zararlı içeriklere maruz kalınması bunlardan sadece birkaçı. Gençler arasında sosyal medyada yapılan mobbing ve akran zorbalıkları ile yalan habere maruz kalınması gibi olumsuz etkiler de hiç de azımsanacak düzeyde değil. Tüm bunların yanı sıra sosyal medya platformlarının gençleri platforma bağımlı yapmak için elinden geleni yapan algoritmaları da eklenince haliyle ülkeler de bu konuda harekete geçti. Yukarıda saydığımız ülkelerin yanında başka birçok ülke de sosyal medya kullanımının 15 yaşa çekilmesi için çalışmalara başladı.
Şimdi gelin, bu yasaklamalara bir de pazarlama gözünden bakalım.
Bugün ortalama bir birey günde 4.000 ile 10.000 arasında reklama maruz kalıyor. Bunda sosyal medyanın da payı oldukça büyük. Özellikle premium üye olmadığınız durumlarda 3-5 içerikte bir reklam/sponsorlu içerik görüldüğü düşünüldüğünde -ki bazı platformlarda premium üyelik de söz konusu değil- işin boyutu inanılmaz yerlere gidiyor.
Soru şu: Sosyal medya kullanımının 15 yaşa çıkarılmasının ardından geleneksel mecraların her geçen gün eriyen payı bir nebze de olsa artar mı?
Veya markalar 15 yaş ve altı gençlere ulaşmak için bundan sonra hangi mecralarda neler yapacak?
Sorunun cevabını zaman gösterecek.
